İlim Tahsil Etmenin Önemi ve Amacı

Öğrenmek isteyen kimsenin ihtiyaç duyduğu ilk şey; öğrendiklerinden yararlanabilmesi için iyi niyetli olmasıdır. Aynı zamanda kendisinden ilim öğrenmek isteyenler de bundan yararlanabilmelidirler, amacını taşımalıdırlar. Eğer bir kimse öğrenmek istiyorsa, niyetinin de iyi ve sahih olmasını diliyorsa şu dört şeye dikkat etmelidir;

1- Başta Cehaletini ve Bilgisizliğini Ortadan Kaldırma Niyetini Taşımalıdır: Çünkü yüce Allah şöyle buyurmaktadır: … De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? (39/9)

2- Öğrendiklerinden İnsanların Yararlanmasına Niyet Etmelidir: Çünkü Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: İnsanların hayırlısı, insanlara yararlı olanıdır

3- İlmin Varlığını Sürdürmesine ve Hayat Kazanmasına Niyetlenmelidir: Çünkü halkın ilim öğrenimini terk etmeleri durumunda, ilim yok olup gider. Nitekim rivayete göre Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: İlim kalkmazdan önce ilim öğrenin. İlmin kalkması demek, alimlerin gitmesi/ölmesi demektir

4- Öğrendiklerini Pratiğe Dönüştürmeye ve Onlarla amel Etmeye Niyet Etmiş Olmalıdır: Yoksa öğrendiklerinin aksini yapmak gayesiyle davranmamalıdır. Çünkü ilim, amelin aleti ve aracıdır. Aleti iş yapmak için elde etmiyorsa, böyle bir aletin edinilmesi boşunadır.

Derler ki: İlimsiz amel de boşunadır. Nitekim: Amelsiz ilim bir yük/vebal olduğu gibi, ilimsiz amel de sapıklıktır denmiştir.

İlim öğrenen kimse, öğrendikleriyle mutlaka Allah rızasını isteyip aramalı ve bunu gaye edinmelidir. Ahiret yurdu için ilim talep edilmelidir. Yoksa dünyalık elde etmek için ilim öğrenmemelidir. Çünkü bir kimse, eğer ilim öğrenmekle öncelikli olarak Allah rızasını ve ahiret yurdunu gözetler ve bunu gaye edinirse, dolayısıyla her ikisine de kavuşur. Yani Allah rızasını düşünerek ilim öğrenen kimse hem Rabbinin rızasına hem Ahiret’te umduklarına ve hem de dünyalık bakımından istediklerine kavuşur. Çünkü yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Kim ahiret kazancını istiyorsa, onun kazancını arttırırız. Kim de dünya karını istiyorsa ona da dünyadan bir şeyler veririz. Fakat onun Ahiret’te bir nasibi olmaz (42/20)

Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır; Kimin niyeti/gayesi dünya/dünyalık ise, Allah o şahsın aleyhine olmak üzere işlerini darmadağın eyler, yoksulluğunu da iki gözünün önüne koyar/hiçbir zaman sıkıntılardan kurtulamaz. Oysa dünyadan da başkası nasibi olmaz. Kimin de gayesi ahiret yurdu ise, Allah o kimsenin de işlerini toparlayıp bir araya getirir/işlerinin yolunda gitmesini sağlar, zenginliğini de gönlüne yerleştirir/tok gözlü kılar, başkasının varlığında da gözü olmaz. Dünya varlığı da, onu arayarak ve ona boyun eğerek koşup gelir

Eğer bir kimse, ilim tahsilinde niyetini düzeltmeye güç yetiremeyecekse, iyi niyetli olmayı başaramayacaksa, böylesinin ilim tahsil etmesinden, etmemesi, öğrenimini terk etmesi çok daha yerinde olur. Zira bir kimse ilim tahsil ettiği sırada, ola ki ilim onun niyetini düzeltebilir diye de umut edilir. Çünkü, bir haberde bildirildiğine göre Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

Kim, başka bir gaye için ilim tahsilinde bulunursa, dünyadan çıkarken/ölümü sırasında ilim ona gelir, böylece Allah için ve ahiret yurdu için olana kadar gitmez.

Mücahid şöyle demiştir: Biz şu ilmi istedik, fakat çoğumuzun bu ilmi isterken, öğrenirken herhangi bir niyeti ve gayesi yoktu. Daha sonra yüce Allah bize niyet ve gaye imkanı bahşediyor. Kişi gurbete çıkmak istediğinde, en doğru olanı, ana ve babasının izniyle çıkmasıdır. Eğer çıkış için ana ve baba izin vermezlerse, ilim için onlardan izinsiz çıkıp gitmenin herhangi bir sakıncası da yoktur. Yani ana ve babası kendisinin hizmetine muhtaç değillerse, kişi onlardan herhangi bir izin almaksızın da çıkıp gidebilir

Öğrenci durumundaki bir kimsenin farz olan görevlerinden herhangi birisini terketmesi ve onları vaktinden sonrasına ertelemesi doğru olmaz. İlim öğreneceğim diyerek, birilerine eza ve cefa verecek konumda da olmamalıdır. Çünkü böyle bir durumda ilmin bereketi yok olup gider. İlim öğrenen kimse, öğrendiklerinden cimrilik etmemeli, gerektiğinde bundan başkalarını da mutlaka yararlandırmalıdır. Mesela; Eğer herhangi bir kimse, kendisinden iare/ödünç yoluyla okumak için bir kitap istese veya herhangi bir konuyu iyice anlayabilmek için onun bilgisine başvursa veya buna benzer bir durum sözkonusu olmuş olsa, bu gibi durumlarda cimrilik etmemek gerekir. Elinden geldiğince faydalı olmaya gayret etmelidir. Çünkü kişinin, ilim öğrenmekten ilk hedeflediği şey, halkına, insanlığa yararlı olmaktır, gelecekte bilgisiyle onları faydalandırmaktır. Dolayısıyla herhangi bir yerde kendisinin bilgisine ihtiyaç duyulmuş ise, hemen o andan itibaren elinden gelen gayreti ve yararı göstermelidir.

Abdullah bin Mübarek diyor ki: Kim bilgisiyle cimrilikte bulunur, bilgisinden başkalarını yararlandırmak istemezse, Allah kendisini üç bela ile karşı karşıya bırakır. Bu üç beladan birisi mutlaka o kişinin başına gelir bunlardan;

Birincisi: Ya hemen ölüverir böylece ilmi de kendisiyle birlikte mezara girer, yok olur ve hiç bir kimse de kendisinden yararlanmamış olur

İkincisi: Ya da zalim bir devlet başkanı veya sistemi tarafından zulme ve işkenceye maruz bırakılır, onların hedefi haline gelir

Üçüncüsü: Ya da edindiği ve öğrendiği ilmi ona unutturulur

Öğrencinin ilme karşı saygılı ve edepli olması gerekir. Elindeki kitabını yere bırakıp değersiz konuma düşürmemelidir. Heladan çıktığında, bu arada eğer eline kitabı alacaksa, içinde Kur’an’dan ayetler içeren bir kitabı ya da Kur’an’ı alacaksa, bu durumda abdest alarak ele alması müstehab (güzel) olur. Ya da ellerini en azından yıkadıktan sonra kitabını ele almalıdır, kirli elleriyle kitaba dokunmamalıdır.

Öğrenim gören bir kimse aşırıya kaçmamalı, elindekiyle yetinip geçimini en orta yoldan gidermelidir. Ancak yemesinden, içmesinden ve uykusundan da fedakarlık edip sağlığını tehlikeye düşürecek kadar cimri ve pinti olmamalıdır.

Öğrenci olan bir kimse, aşırı şekilde toplum arasına girmemeli, kadınlarla fazla içli-dışlı olmamalı, onlarla beraber bulunmamalı, kendisini ilgilendirmeyen meselelerle zamanını boşa harcamamalıdır. Nitekim bir atasözünde şöyle denir;

Kendisini ilgilendirmeyen şeylerle uğraşan kimse, kendisini ilgilendiren bir çok şeyin fırsatını kaçırır

Öğrenci için gerekli olan şey, derslerini sürekli olarak arkadaşlarıyla olsun, tek başına olsun okuyup müzakere etmelidir. Nitekim enes b. Malik şöyle demiştir;

Resulüllah bize herhangi bir hususu hadisi anlattığında, bizden ayrılıp da evine girince, biz o konuyu aramızda müzakere ederdik. Adeta onu gönlümüze ekilmiş bulurduk.

Nitekim yüce Allah’da şöyle buyurmuştur;

Ey Yahya, Kitab’a var gücünle sarıl (Meryem 12). Yani kitabı oku, çalış, sürekli ele al, bırakma diyor.Nitekim güzel bir atasözünde şöyle söylenir;

Sana çalışmayı öneririm Çünkü sürekli çalışıp araştırma yapmak,adeta toprağa tohumu ekmek gibidir.

Kaynak: Ebu’l-Leys Semerkandi / Bostanü’l Arifin / bkz: 48-51

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.