İşlediğimiz Günahların Bedeli

Peygamberimiz’in Günahların Cezası Olarak Gördüğü Bazı Hususlar: Peygamber Efendimiz (s.a.v) sıklıklı ashabına: İçinizde herhangi bir rüya gören var mı? derdi. İçlerinden birisi bir gün sabahleyin kendi rüyasını şöyle anlattı: Bana bir gece iki kişi geldiler. Beni götürdüler ve yürü dediler. Ben de onlarla birlikte yürüdüm. Yatmakta olan bir adamın yanına vardık. Başka bir adam da onun başucunda bir kaya ile ayakta durmaktaydı. O (ayaktaki adam) diğer adamın başına kayayı indirerek başını yarıyordu. Taş bir tarafa yuvarlanıp gidiyor, adam da taşı takip ederek alıyor ve adamın başı eski haline gelip iyileşmedikçe geri gelmiyordu. Sonra tekrar adamın yanına geliyor, birinci defada yaptığının aynısını yapıyordu. Sübhanallah! Bu iki adam neyin nesidir dedim. Bana yürü yürü dediler.

Yürüdük ve sırt üstü yatmış bir adamın yanına vardık. Bir baktım ki başka bir adam da onun başucunda demirden bir kancayla ayakta duruyor. Birden bire yatmakta olan adamın yüzünün bir yarısını ağzından ensesine kadar, burun deliğinden ensesine kadar, gözünden ensesine kadar kesip doğruyordu. Sonra diğer tarafa yöneliyor ve orayı da birinci tarafı yaptığı gibi yapıyordu. Adamın yüzünün diğer tarafı eski haline gelip iyileşmedikçe, bu tarafındaki işini bitirmiyordu. Sonra diğer tarafa geri dönüyor ve ilk defasında yaptığı gibi yapıyordu. Onlara, bunlar neyin nesidir dedim. Bana yürü yürü dediler.

Yürüdük ve tandır gibi bir şeyin yanına vardık. İçine doğru baktık ki: İçeride çırılçıplak adamlar ve kadınlar var. Aniden alt taraflarından onlara doğru bir alev geliyordu. Bu alev onlara geldiğinde bağrışmaya başlıyorlardı. Onlara: Bunlar neyin nesidir dedim bana yürü yürü dediler.

Yürüdük ve bir nehre vardık. Bir de baktım ki nehrin içinde yüzmekte olan bir adam var. Bir de nehrin bir yakasında yanına birçok taş toplamış olan başka bir adam var. Birden bire, suda olan adam yüzüyor, sonra yanında taş toplamış olan adama gelip ağzını açıyor, o da onun ağzına taş atıp yutturuyordu. Ardından adam gidip tekrar yüzüyor sonra tekrar geri geliyordu. Her geldiğinde ağzını açıyor, o da ağzına taş atıp yutturuyordu. Beni götüren o iki kişiye: Bu iki adam neyin nesi? dedim bana yürü yürü dediler

Yürüdük ve gördüğüm en çirkin adamın görünüşüne benzer bir adamın yanına vardık. Bir de baktım ki adamın yanında, tutuşturduğu ve çevresinde koşmakta olduğu bir ateş var. O ikisine: Bu adam neyin nesi dedim. Bana yürü yürü dediler.

Yürüdük ve en nihayetinde bitkisi bol ve verimli bir bahçeye vardık. O bahçede baharın her rengi vardı. Bir de baktım ki, bahçenin orta yerinde uzun bir adam var. Adamın başını, neredeyse boyunun semaya eren uzunluğundan ötürü göremiyorum. Adamın etrafında kesinlikle görmediğim kadar çok çocuk vardı.Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle dedi: O ikisine: Bu adam, o çocuklar neyin nesidir dedim bana yürü, yürü dediler

Yürüdük ve kesinlikle daha muazzam ve daha güzelini görmediğim muazzam bir bahçeye vardık. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle dedi: (Beni götüren) o iki adam bana: O bahçede yukarıya doğru çık dediler. Orada yükseklere doğru çıktık. Altın ve gümüş tuğla inşa edilmiş bir şehre vardık. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle devam etti: Şehrin kapısına geldik ve kapının açılmasını istedik. Kapı açıldı ve şehre girdik. Bizi bir takım adamlar karşıladılar. O adamların yaratılışlarının bir yarısı görebileceğim en güzel şekilde, diğer yarıları da görebileceğim en çirkin şekildeydi. Şöyle devam etti:

(Beraberimde olan) iki kişi onlara: Gidin ve kendinizi şu nehre atın dediler. Peygamber Efendimiz (s.a.v) sözünü şöyle sürdürdü: Bir de baktım ki, o nehir geniş bir şekilde akmaktaydı. Nehrin suyu adeta süt beyazıydı. O adamlar gidip kendilerini nehre attılar, sonra yanımıza geri döndüler. Onlarda var olan o kötü durum (çirkinlik) gitmişti. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle söyledi: Beraberimdeki iki adam bana: Bu şehir Adn Cenneti ve işte burası da senin menzilindir dediler.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) sonra şöyle devam etti: Gözlerim yukarıya doğru yükseldi. Bir de baktım ki, bembeyaz bulut gibi bir saray. O iki kişi bana: Bu senin menzilindir dediler. Ben de onlara : Allah sizlere bereket ihsan etsin. Bana müsaade edin de oraya gireyim dedim. Şimdi olmaz. Ama sen oraya gireceksin dediler. Ben o ikisine: Gece boyunca ilginç şeyler gördüm. Gördüklerim neyin nesidir dedim:

Bana şöyle dediler: Şimdi sana haber vereceğiz. Başı taşla ezildiği sırada yanına geldiğin o iki adam, Kur’an’a sarılan, ardından onu kabul etmeyip reddeden ve farz namazı kılmadan uyuyan bir kimsedir.

Ağzından, burnundan ve gözünden başının arka kısmına, ensesine doğru kesilip parçalanan adam ise, sabah evinden çıkıp uzak diyarlara giderek yalanlar söyleyen kimeedir.

Tandır gibi bir yapı içerisindeki çırılçıplak adamlar ve kadınlar ise, zina eden erkekler ve kadınlardır.

Nehirde yüzerken ve taş yutdurulurken yanına geldiğin adam da, faiz yiyen biridir.

Ateşin yanında ateşi tutuşturan ve ateşin çevresinde koşuşturan çirkin görünümlü adam ise, cehennem bekçisi Malik’tir.

Bahçenin içinde gördüğün uzun boylu adam ise İbrahim (a.s)’dır. Çevresindeki çocuklar ise, fıtrat üzere vefat etmiş olan çocuklardır.

Bunun üzerine Müslümanlardan biri: Ey Allah’ın Resulü! Müşriklerin çocukları da mı diye sordu. Peygamber Efendimiz (s.a.v) de: Evet müşriklerin çocukları da… buyurdu. O iki kişi devamla şöyle dediler: Bir yarıları güzel, bir yarıları çirkin olan toplulukta bulunanlar ise,salih amel ile kötü ameli birbirine karıştırmış olanlardır. Allah onların işledikleri kötülüklerden vazgeçmiştir.

Kaynak: İbnu’l Kayyım el-Cevziyye / ed-Dua ve’d Deva (Kalbin İlacı) / bkz : 143-146

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.