Kur’an-ı Kerim Ne Zaman ve Nerede İndirilmiştir

Kur’an vahyinin Allah Resulü (s.a.v)’e inzali konusunda iki görüş mevcuttur.

Birincisi; Kur’an vahyinin önce Levh-i mahfuz‘dan bir bütün olarak ‘Beytül-izzeye / dünya semasına’, oradan da tedricen (çeşitli zaman aralıklarıyla) yaklaşık yirmi üç yılda Hz Peygamber’e nazil olduğunu göstermekte;

Diğeri de; Kur’an’ın Levh-i Mahfuz’dan tedrici bir tarzda direkt olarak Hz Muhammed’e inmeye başladığını ve bilinen süre içerisinde tamamlandığını ifade etmektedir.

Zerkeşi bu iki görüşün ilkinin daha doğru olduğunu ve alimlerin ekseriyetinin bu görüşü tercih ettiğini söylemektedir. Bu görüşü savunanlar kendi kanaatlerini İbn Abbas’tan nakledilen ‘Kur’an dünya semasına Kadir gecesinde toptan indirildi. Oradan da yirmi küsür yıl boyunca parça parça na zil oldu’ sözüne dayandırmaktadırlar.

Ancak Süleyman Ateş, Kur’an’ın bütün olarak dünya semasına indirildiği hususunu doğru bulmayarak şu sözlerle tenkit etmektedir: Bazı müfessirlerin İbn Abbas’a dayanarak Kur’an’ın önce bir bütün halinde en yakın göğe indirildiği şeklindeki sözleri ne herhangi bir ayet ne de bir hadisle desteklenmekte ne de gerçeğe uymaktadır. Çünkü Kur’an’ın çoğu Resulüllah (s.a.s)’ın hayatının çeşitli safhalarını, Mekke ve Medine’deki davet olaylarını içerir veya bu olaylarla ilgilidir. Bu olaylar da henüz vukü bulmadan bunlardan söz eden ayetlerin Levh-i Mahfuz’dan en yakın göğe inmesinin hikmeti ve izahı yoktur.

Burada esasem şu sorulara cevap aramak gerekir:

Kur’an’ın Levh-i Mahfuz’da kalmasıyla dünya semasına indirilmesi arasında ne fark vardır ki, Levh-i Mahfuz’dan dünya göğüne aktarılmış olsun?

‘Biz dünya semasını lambalarla süsledik (1)’ ayetinde de ifade edildiği gibi dünya seması denen şu yakın gök, yıldızlarla süslü olan uzaydır. Şimdi Kur’an bu yıldızlardan hangisine inmiştir?

Allah’ın zati kelamı, maddi bir kitap mıdır ki Levh-i Mahfuz’dan alınsın da ona en yakın göğe aktarılsın?

Allah’a andolsun ki Kur’an’ın maddi bir kitap gibi Levh-i Mahfuz’dan alınıp dünya göğüne indirildiğini ifade eden rivayet anlamsız ve uydurma bir hikayeden başka birşey değildir.

Burada şunu hemen belirtelim ki Süleyman Ateş bu kanaatinde haklı görünmektedir. Çünkü gerçekten de akıl, Kur’an’ın önce dünya semasına sonra da oradan Hz Peygamber’e indirilişindeki hikmeti kavramakta ciddi bir biçimde zorlanmaktadır. Üstelik bu rivayetin doğruluğunu ortaya koyacak herhangi bir Kur’an ve hadis nassı da mevcut değildir. Bu yüzden olmalı ki bazı müfessirler söz konusu rivayeti zayıf bularak ‘kile’ tabiri ile nakletmişlerdir.

Sonuç olarak söylenebilir ki Kur’an, Levh-i Mahfuz’dan mahiyetini bilmediğimiz bir tarzda vahiy meleğine intikal ettirilerek onun vasıtasıyla Hz Peygamber’e çeşitli zaman aralıklarıyla indirilmiştir. Bu indirme de bazı alimlerin iddia ettikleri gibi, Kur’an’ın sadece kadim yani ezeli olan manaları değil; bu manaları taşıyan lafızlar da söz konusudur. Bundan dolayı denilmiştir ki Kur’an, Hz Peygamber’e lafız ve mana bütünlüğü içerisinde indirilmiş ilahi kaynaklı bir kitaptır.

Kaynak = Diyanet İşleri Başkanlığı / Kur’an’ın Nüzülünün 1400. Yılı Anısına Diyanet İlmi Dergi Kur’an Özel Sayısı / bkz:24.-26

(1-Mülk’5)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.