Meseleleri Mesele Etmeyin ki Mesele Olmaktan Çıksın

Hayatın içinde her zaman düşünceler ve sıkıntılar olacaktır. Fakat onlar bizden değildir. Düşünce misafirdir; misafir ise hanemizden, kalbimizden değildir öyle değil mi? O sadece gelir ve gider. Ancak sen, ona enerji verirsen, düşünce ile ilgilenirsen senden beslenerek kafanı meşgul edecektir.

Unutma, düşünce nötr etkisiz bir haldedir ve senin yaşam enerjin ile beslenerek büyümeye başlar. Ne sıkıntı gelirse gelsin onu sadece izle, göreceksin bir müddet sonra kaybolacaktır. Kedi gibi. Kediye süt verirsen kapından ayrılmaz; fakat beslemeyi bıraktığında artık senin kapına gelmeyecektir.O artık başka kapıya gidecektir Ve düşüncenin de bir kediden farkı yoktur.

Düşünce hayatta kalabilmek için senin enerjine ihtiyaç duyar. Peki sen ona nasıl enerji veriyorsun? İşte kilit burada…. Düşünce, sıkıntı geldiğinde ona gitmesini söylediğin an bu onun işine gelecektir. Çünkü onu itmek, kafanın içinden kovmak isterken enerjini tüketeceksin; onu kovmak istediğinde, senden aldığı enerji ile daha çok büyüyecektir. Bu yüzden sen çırpındıkça batmaya devam edeceksin. Çünkü düşünce adeta bir bataklıktır, çırpındıkça daha çok batarsın. Sen yorulursun ve o konuşmaya başlar. Sen gittikçe dibe batarsın ve düşünce hala oradadır. O halde çırpınmayı bırak. Sadece bir izleyen ol. Düşünceyi izle. Tıpkı kapıya gelen kediyi izlediğin gibi. Tıpkı bir diziyi izlediğin gibi…

Dışarıdan sadece izlediğinde göreceksin o bir misafir, o evinde televizyonda oynayan bir dizi gibi akıp gidecektir.

Bir zat Hz Ali’ye (r.a) geldi ve O kadar derdim var ki dermanını bulacaksın dedi. Hz Ali (r.a) ona: İki soru soracağım; cevabını verip dermanını bulacaksın dedi. Adam Sor ya Ali deyince Hz Ali (r.a)

Birinci soruyu sorduDünyaya geldiğin zaman bu dert seninle birlikte mi dünyaya geldi deyince adam hayır dedi.

Hz Ali (r.a) ikinci soruyu da: Peki dünyadan giderken bu dert seninle birlikte olacak mı? şeklinde yönlendirince Adam yine hayır cevabını verdi.

Hz Ali (r.a) son olarak şunları söyledi: Seninle birlikte gelmeyen ve giderken de seninle birlikte olmayacak olan bir dert, senin bu kadar zamanını almamalı. Sabret. Yeryüzündekilere çok umut bağlamaktansa, kalbini alemlerin Rabb’i Allah’a çevir.

Hz Ali (r.a), onu asırlar öncesinden çözmüş, onu tanımış… Onu birçok halife, birçok bilge insan bilir. Artık sende bir bilgesin. Yaşamında, kafanın içinde neler olduğunun farkındasın ve bu ayet-i kalbine yazmanı isterim: ‘Şüphe yok ki Allah bizimle beraberdir (Tevbe Süresi’40)’

O halde zihnin, düşüncelerin sesine kulak vererek onları daha fazla enerjimiz ile besleyerek hayatımızda tutmanın anlamı yok. Biz Rabb’in sesine kulak verdiğimizde, O’nun daima bizimle olduğu hatırlayarak, tefekkür içinde yolumuza aşk ile devam edeceğiz inşallah.

Düşünce gelecektir, hayatta olduğun sürece o hep var olacaktır; fakat o senden beklediği enerjiyi alamayınca başını önüne eğere susacaktır.

Sana çok önemli bir sır vermek isterim. Bu sırrı herkesle paylaşabilirsin, artık sır olmaktan çıksın istiyorum ki şeytan başını yine taşlara vursun: Düşünce ve sorunlar senin tepkin ile kalıcı hale gelir. Buna dikkat et lütfen. Ne zaman ondan kurtulmak istersen ve ona tepki göstersen beslemiş oluyorsun. Derin bir nefes al ve arkana yaslan, bırak o konuşsun. Bir süre, kısa bir süre sonra zihninde büyüyen o sorunun yavaşça küçülerek yok olduğunu göreceksin. Düşünceyi bir dilenciye benzetirim ben. Burası çok önemli. Dilenciye para verirsin, öyle değil mi? Niçin bunu yaparsın! Artık ondan bıktın, senin yanından gitsin istersin. Oysa ne olur sonuca baktın mı?

Dilenci daha çok hayatında kalacaktır. Çünkü sen onu farkında olmadan besledin. İşte düşüncenin yapısı, sıkıntının takıntının yapısı da budur. Ondan kurtulmak isteyerek enerjini verdikçe sen kasılarak gerildikçe, sorunlar daha çok büyüyecektir. Senim sana ‘sadece şahit ol’ dediğim budur.

Bırak gelsin. Bu sözün düşünce üzerinde büyük bir etkisi vardır. Bırak gelsin. Zihnine, beynine bunu söyle, sonra da ona kulak ver. Oturup bunu yapmanı isterim. Şu an bunu yapabilirsin. Bu zamana kadar zihnin seninle konuşuyordu, şimdi sen onunla konuş. Onu bir öğrenciyi karşına alır gibi karşına al. Evladını karşına alır gibi önüne al ve düşünce ile konuş. Bu delilik değil, tam aksine bilgeliktir. Onu dinle, sadece onu dinlemeye çalış. Ondan konuşmasını iste. Ondan seni üzmesini iste, ona sana yapılan haksızlıkları hatırlatmasını iste. Bunu gerçekten tüm kalbinle iste. Ve zihnine anlat bakalım diye hitap et. Sana bırak gelsin sözünden sonra verdiğim ikinci etkili söz Anlat bakalım!

Zihin bunu duyar duymaz aptallaşır, ne diyeceğini bilemez. Senin sorunun kafanda bir hayal idi, var olanı sadece zihnin büyütüp önüne getiriyordu. Şimdi ise donup kaldığını göreceksin. Şimdi tekrar denemeni istiyorum;

Kafanın içinin boşaldığını göreceksin. Allah Vekil’in, O her zamanki gibi yanında ve sen çok dua ettiğin için bu satırları okumanı, artık beynini boşaltmanı istiyor olmalı. Seni izliyor şu anda.

Gözlerini kapat ve düşüncelerini karşına al. Şimdi zihnine anlat bakalım diye emir ver ve düşünmek iste.

Neyi anlatacağını şaşırıp kalacaktır. Bunu devamlı hale getirmeni istiyorum. Bunu her yaptığında artık beynin otomatik olarak senin yerine onu susturmaya başlayacaktır. Şimdi Allah’a şükret. Bu ilmi Allah lütfetti ve senin duana cevap verdi.

KİMİ HAKK’I BULUR, KİMİ DE HAK ETTİĞİNİ; SENİN NİYETİN NEYSE ONU BULACAKSIN

Kaynak= Uğur Koşar / Allah De Ötesini Bırak-2 / bkz: 47-53

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.