Oruç Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Yeryüzünün halifesi olarak yaratılan insan, Cenab-ı Hakk’ın sayılamayacak kadar olan lütuf ve ihsanlarına mazhardır. Ondaki meleki ve şeytani dediğimiz iki uç nokta vardır. Bu kısacık hayatında yapacağı amellerle o bu iki noktadan birine karar kılacak ve akıbetini bu yönde hazırlamış olacaktır.

Rahmeti sonsuz Allah’ın insana verdiği nimetlerden biri de onu kendi aklıyla baş başa bırakmayıp, yol gösterici olarak peygamberleri ve kitapları göndermesidir. Bunlar vasıtasıyla insan, şeytani dehlizlerde gezmek yerine meleki  ufukta pervaz edecek, böylece yaratılış gayesine muvafık hareket etmiş olacaktır.

İnsan, ruhla cesetten mürekkep olarak yaratılan bir varlıktır. Ruhun olmadığı ceset bir şey ifade etmediği gibi, cesedin olmadığı ruh da teklif dünyası adına bir mana ifade etmez. İnsan yeyip içtiği yiyeceklerle, yaptığı hal ve hareketlerle, yerine getirmeye çalıştığı ibadet-ü taatle hem cesedine ve hem de ruhuna birtakım tesirlerde bulunmuş demektir.

Ağzına aldığı bir lokma zahiren midesine gitse bile, o aslında ruhta birtakım tesirler icra etmektedir. Yaptığı bedeni hareketler, vücutta maddi olarak bazı tesirler oluşturduğu gibi ruhta da değişik tesirler icra etmektedir. İnsanın ferdi hayatının geliştirilmesi ve olgunlaştırılmasında riyazatın pek mühim bir yeri vardır.Bu da ancak oruçla olur.

İnsanlar arasındaki çekişmenin, kavganın temel sebepleri; İnsanların, iştah ve şehvetlerini ölçüsüzce tatmin etmeye çalışması ve belki bu amacı gerçekleştirmek üzere mal ihtiraslarıdır. Birinci kademedeki oruç bile bu ihtirası dizginlemenin, iştah ve şehveti kontrol altına almanın bizzat gerçekleştirilen ve tecrübe edilen bir yolu olmaktadır. İştah ve şehveti alabildiğine ve ölçüsüzce tatmin peşinde koşmak, şeytani bir tutum olup, oruç tutmak bu yönüyle şeytani zincire vurmak anlamına gelir.

İbadetlerin sırlarını, gerçek mana ve önemini taşıyan kimi alimler namaz kıldığı, oruç tuttuğu halde, hala çirkin işler yapan ve fenalıktan sakınmayan kimseyi; abdest alırken yüzünü, eline su almadan üç kere yıkayan kimseye benzetmişlerdir. Uzaktan bakan onun abdest aldığını zannetse de o gerçekte abdest almamaktadır.

Peygamberimiz: ‘Oruç tutan öyle insanlar vardır ki, karları sadece açlık ve susuzluk çekmektir’ derken bu durumu kastetmiş olabilir.

Akademi Araştırma Heyeti / Bir Müslümanın Yol Haritası / bkz:424-425

Türkiye Diyanet Vakfı / İlmihal / C:1 / bkz:380-381

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.