Sakın Dünya hayatı Sizi Aldatmasın

Nebiler, veliler ve kamil müminler aracılığıyla Allah Teala, şu dünya hayatının güzelliklerini ve eksikliklerini bize öğretmiş ve dünya hayatının cazibesinden kurtulmanın yollarını da göstermiştir. Biz, dini bize öğreten bu büyük zatların hayatına baktığımız zaman anlıyoruz ki, şu dünya alemi bizzat maksud değildir. Dünya hayatı,maksud gibi görünmekle beraber esasında mahbub yolunda bir vasıtadır.

Kim Allah için dünyayı vasıta olarak görür ve ahireti asıl varılacak yer olarak bilirse zillete düşmez. Kim de dünyanın cazibesine aldanırsa, fani dünya hayatı o kimseyi kendisine köle yapar. Dünyalık olanlar, ahireti hesaba katmadan yaşayanlar hüsrana uğrar.

Dünya aslında kötü değildir, onu kötü yapan şey insanı yüce Allah’tan uzaklaştırmasıdır. Esasen insanoğlu çok yüce bir sevgi için, Allah sevgisi için yaratılmıştır. Ancak insanoğlu dünyaperest olunca manen hastalığa yakalanmış oluyor ve asıl sevmesi gerekenlerden uzak kalıyor. Bu sebeple de binlerce elem ve hüsrana düşüyor. Onun için dünya sevgisi, dünyanın cazibesi, Allah’ın kullarına azameti ilahiyeyi unutturuyor. İnsanları kulluk yapmaktan uzaklaştırınca kişiye zarar vermiş oluyor.

Dünyaya kanmamak, Allah katında dünyanın ne olduğunu bilmeye bağlıdır. Dünyanın faniliğine aldanmamak için nebilerin, velilerin, kamil müminlerin yaşamış olduğu dünya hayatını iyi anlamamız gerekir. Evet,yüce Allah’ı ve ahireti unutup tamamen dünyaya kapılıp gidenler zarar görür.

Allah Teala bu beyanda şöyle buyurmaktadır;

‘Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez (Bakara 86)’

Şu halde insanoğlu, hakkında bu kadar kötülükleri olan şu dünyanın durumunu, yaratılışındaki üstün gaye ve kıyaslayarak düşünmesi icabeder. Peygamberler, evliya-i kiram olan zatlar bu dünyadan vazgeçmişlerse, ona rağbet göstermemişlerse elbette bunun hikmetleri vardır.

Biraz tefekkür edelim;

Fransız filozofu Blaise Pascal (ö:1662), geometride ünlü bir bilim adamıdır. Çok küçük yaşlarda birçok keşfin sahibi olmuş, matematik alanında pek çok çalışma ve buluş yapmıştır. Fizik ilminde de önemli keşifler gerçekleştirmiştir. Mesela atmosferde yüksekliğe göre değişen bir basınç olduğunu keşfeden odur.

Blaise Pascal 17.yüzyılda yaşadı ve koyu bir Hristiyandı. Allah’a imanın, O’nu sevmenin, hayatını O’nun adına yaşamanın ve bu yolda vahyi rehber edinmenin vazgeçilmez olduğunu ‘Düşünceler‘ adlı eserinde uzun uzun anlatmıştır. Bu eserinde insanın acizliğini, dünyanın faniliğini, Allah’ın varlığını, ilahi sevgiyi, modern hayatın çelişkilerini, filozofların tutarsızlığını, dinin müdafaasını, akla karşı kalbin önceliğini izah etmiş.

İşte bilim adamı Pascal diyor ki;

‘Kainata bakılınca, dünya bir çöl içerisindeki bir kum kadardır. İnsana bakılırsa, o da dünya içerisinde bir kum tanesi kadardır’

Allah Teala ve Resulüllah Efendimiz’e (s.a.v) bir mümin gibi iman etmeyen bu bilim adamının bakışı işte böyle. Yani dünyanın aslında bir kıymeti yoktur. Onun için her birimiz ‘İki kum taneciği’ kadar olan insanoğlunun dünyaya ne derece ehemmiyet vermesi lazım geldiğini iyi anlamalıyız..

Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) pek çok hadis-i şerifi ile biz ümmetine dünyayı zaten zemmetmiş, dünya sevgisinin Allah’ı unutturmaması lazım geldiğini duyurmuş, dünyaya meyledip Allah’ı unutanın ahirette zelil ve perişan olacağını beyan buyurmuştur.

Evet ‘Dünya müminin zindanı, kabir muhkem barınağı, cennet de varacağı yerdir. Dünya kafirin cenneti, kabir onun zindanı, cehennem de varacağı yerdir’

Dünya kafire göre bütün lezzetlerin menbaıdır. Ahirette ise çok şiddetli azap göreceğinden, dünya onlar için cennet gibidir. Mümin için ise, dünyadaki bütün nimetler ahiret nimetleri yanında pek küçük olduğundan, dünya mümine bir cehennem mesabesindedir. Zindana kimse itibar etmeyeceğinden, mümin de dünyaya kendi hükmü kadar değer vermek zorundadır.

Resulüllah (s.a.v) Efendimiz;

‘Ademoğlunun yediği dünyaya misal kılınmıştır. Ademoğlundan çıkana bir bakın; yiyeceği baharatlayıp tuzlasa bile sonunda ne olacağını bilir’ buyurmuştur..

Kaynak= Mehmet Ildırar / Tasavvuf Ve Nefis Terbiyesi / bkz:125-127

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.