Zulme Rıza Zulümdür

“Neden doğruyu eğriye karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz? (1). Allah’a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince, işte bunların ahirette bir payı yoktur (2). Her kim sözünü yerine getirir ve kötülükten sakınırsa, bilsin ki Allah sakınanları sever (3). Allah Teala ise sizin yaptıklarınızdan asla gafil değildir (4)”

Her ne kadar bazı şeyler dışarıdan çok kolaymış gibi görünse de işin içine girdiğin zaman öyle olmadığı muhakkak ki bir gerçektir. Hani derlerya davulun sesi uzaktan kulağa hoş gelir işte o misal. Bunun görünen kısmı her ne kadar ağır bir yükümlülük gerektirse de görünmeyen yani manevi boyutu bunun kat kat fazlası ile sorumluluk gerektirir. Belki bir yerde yaptığın bir yanlış varsa onun cezasını hukuk verecektir, ancak manevi boyut olan sorumluluğun cezasını Hak-Teala verecektir. Nitekim dünyada çekeceğin sıkıntı ahirette ki sıkıntıların yanında hiç yok diyebiliriz.

Bu yöneticilerin ağır bir yükümlüğü olduğu gibi, aynı şekilde yönetilenlerin yani sizlerin, bizlerin de bir o kadar görev ve sorumlulukları vardır. Başınızdaki yöneticiye şeriat çerçevesinde itaat etmek zorundasınız. Aksine bir tavır sergileyip de muhalefet edecek olursanız da bunun da manevi sorumluluğu yani günahı fazladır. Nitekim Yüce Allah “O zaman Peygamber arkanızdan sizi çağırdığı halde siz, durmadan (savaş alanından) uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz (5)” şeklinde buyurmaktadır.

Nitekim Uhud Gazvesinde Peygamber Efendimize muhalefet edilmiş ve yine aynı şekilde bilindiği üzere okçular tepesindeki erlerin herhangi bir emir olmaksızın yerlerinden ayrılmaları sonucunda meydana gelen olumsuz hadisler.

O dönemde Peygamber Efendimiz (s.a.v) Peygamberliğinin yanı sıra aynı zamanda birde devlet reisi idi. Buda gösteriyor ki devlet reisine yani yöneticilere şeriat çerçevesi dahilinde muhalefet mümkün değildir. Aksi bir tavır sergilenecek olursa eğer “Onların bu gidişi, tıpkı Firavun’un ve ondan evvelki kimselerin gidişi gibidir (6)” ve onlara de ki; “Yakında mağlup olacaksınız ve cehenneme sevk olunacaksınızdır (7)”

Hani demiştikya zalimin zulmüne rıza zulümdür. Aslında bu daha kapsamlı bir konudur ancak yeri geldikçe açıklanacaktır. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v): Müslümanın Müslümanı öldürmesi helal değildir buyurmaktadır. Yine böyle bir olay üzerine iki kişi savaşmak için meydana çıkar da birisi ölür diğeri hayatta kalırsa Peygamber Efendimiz (s.a.v) bunlardan her ikisi de cehennemdedir. Ashabı sorar öldüren öldürdüğü için cehennemdedir, peki öldürülen niçin cehennemliktir. Peygamber Efendim (s.a.v) şöyle cevap verir: İkisi de birbirini öldürmek istediği için şeklinde buyurmuştur. Buna istinaden zulme rıza zulüm olduğu gibi, birinci bölümde vurgulandığı üzere, o yöneticiler yada diğer şahsiyetlere o yetkiyi o görevi verenlerde bir o kadar sorumludur. Çünkü onları oraya onlar getirdi,onları oraya onlar soktu (Yani seçimlerde kullandığınız oylardan manevi anlamda Allah katında sorumlusunuz)

Ey iman edenler!

Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçekten, kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülen sözlerinden) belli olmaktadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür. Eğer düşünüp anlıyorsanız, ayetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz (8). Ey iman edenler! Eğer kafir olanlara itaat ederseniz sizi gerisin geriye çevirirler. Artık büyük zararlara uğramış olduğunuz halde geri dönmüş olursunuz (9)”. İşte bu da “kendi ellerinizle yapmış olduğunuzun karşılığıdır. Yoksa Allah kullarına zulmetmez (10)” buyruğuna bir işaret olmaktadır.

Nitekim Yüce Allah buyuruyor ki; “Bir Peygamber için emanete hiyanet etmek doğru olamaz. Her kim hiyanet ederse o hıyanet ettiği şey ile kıyamet gününde gelir (11)”. Bunlar “Allah’a hiçbir zarar veremezler. Onlar için elim bir azap vardır (12)”.

Yukarıda da üzerinde vurgulandığı üzere devlet reisinin görevi ve manevi sorumluluğu çok fazladır. Çünkü bir nevi bu Allah’ın onun üzerindeki emanetidir. Nitekim Yüce Allah bir Peygambere emanete ihaneti yasakladığı gibi ki peygamberler bütün kötü hasletlerden temizlenmiş olup örnek bir insan sıfatı taşımaktadırlar aynı şekilde bunu kullarına da yasaklamıştır. Nitekim bir hadis-i şerif de buyrulduğu üzere münafığın alameti üçtür ki bunlardan biriside emanete ihanet etmektir.

“Mü’minler, mü’minlerden başka kafirleri dostlar edînmesinler. Her kim onu edinirse Allah Teala’dan yardıma kavuşma ilgisi kalmamış olur (13). Ey iman edenler! Eğer kafir olanlara itaat ederseniz sizi gerisin geriye çevirirler. Artık büyük zararlara uğramış olduğunuz halde geri dönmüş olursunuz (14)”.

Artık her kim Rabbi’nin emir ve yasaklarından yüz çevirirse “Allah Teala bozguncuları tamamiyle bilir (15). Eğer zulüm edenler azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin Allah’a mahsus olduğunu ve hakikaten Allah’ın azabının şiddetli bulunduğunu görüp anlasalar ne kadar nadim ve pişman olacaklardır (16)”.

“Sanma ki ettiklerine sevinen, yapmadıkları ile övülmek isteyenler, evet, sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardır. Onlar için elem verici bir azap vardı (17). Her nefis ölümü tadıcıdır. Ve şüphe yok sizlere yaptıklarınızın karşılığı kıyamet gününde ödenecektir (18)”.

Allah’ın selamı hak edenlerin üzerine olsun vesselam…!!!

(1-Al’i İmran Süresi’71);(2-Al’i İmran Süresi’77);(3-Al’i İmran Süresi’76);(4-Bakara Süresi’74);(5-Al’i İmran Süresi’153);(6-Al’i İmran Süresi’11);(7-Al’i İmran Süresi’12);(8-Al’i İmran Süresi’118);(9-Al’i İmran Süresi’149);(10-Al’i İmran Süresi’182);(11-Al’i İmran Süresi’161);(12-Al’i İmran Süresi’177);(13-Al’i İmran Süresi’28);(14-Al’i İmran Süresi’149);(15-Al’i İmran Süresi’63);(16-Bakara Süresi’165);(17-Al’i İmran Süresi’188);(18-Al’i İmran Süresi185)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.